Tasarımda Bir Dünya Markasına Doğru PDF Yazdır e-Posta
Pazartesi, 31 Mayıs 2010 00:10 Bu içerik 1411 kez okunmuştur.
Baha Yılmaz tarafından yazıldı.
2010_06_Analiz_02_Tasarimda_bir_dunya_markasina_dogruİnovasyonun sloganlaştığı bir çağda yaşıyoruz. Gün geçmiyor ki yaratıcılık kavramının yan yana gelmediği bir alan olsun. Peki, inovasyon ve tasarım kavramlarının yan yana gelmesinden ortaya çıkan sinerjinin karşılığı nedir? Bu sinerjiyi nasıl ölçeriz? Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin bilgi üretmekteki sıkıntısını nasıl aşarız? Tüm bunların cevabı ve uluslararası bir öykünün devamı içeride tefrika ettiğimiz sayfalarda…

Sıcak bir İstanbul akşamında İnfomag’ın arka bahçesine çağrılıyorum. Çağıran kişi: “Bak seni uluslararası bir tasarımcıyla tanıştırayım.” diyor. Uzun tahta masanın kenarına ilişmiş, elinde piposuyla karşılaşıyoruz ilkin. Orta boylu, kır saçlı olan bu adam önce etkilemiyor beni, ta ki konuşup kendini dökünceye kadar, daha doğrusu yaptıklarını anlatıncaya kadar… Ankara’dan dünyanın dört bir tarafındaki başarılarına kendi imkânlarıyla giden bu adam Dr. Hakan Gürsu’dan başkası değil…

Uluslararası alanda aldığı sayısız ödüllerle sessiz sedasız bir devrim gerçekleştiriyor, bu kır saçlı adam. Son yıllarda aldığı Green dot ödülleri ve IDA (International Design Awards) ödülleri ile Türk kamuoyunun dikkatini bir nebze olsun üzerine çekiyor. Aslında tasarımlarını nasıl gerçekleştirdiğini sorduğumuz son konuşmasında elinde piposu yoktu ama yaratıcılığından ve eleştirel mantığından herhangi bir şey kaybetmemişti. Türkiye’nin uluslararası alanda ciddi bir ödülünün olmadığını üstüne basa basa söylüyordu. Ancak sohbet koyulaşınca öncelikle ödül ve yarışma kavramlarını sorgulamanın gerekliliği ortaya çıktı.

En Temel Saik: Yarışmak
İnsanın içindeki ilkel benliği doğası ile tetikleyen, başarı kazanabilme heyecanını ile ego duygusunu harekete geçiren ve rekabet duygusunu ön plana çıkaran en eski ve en temel süreçlerden birisidir “yarışmalar”. Baştan çıkarıcı tarafıyla yarışmak kavramı insanın doğasını sarıp sarmalıyor. En iyi düşünceniz, çalışmanız, ürününüz, eseriniz veya salt bir beceriniz ile bile, sadece “ fark edilmek ” tarihe ve tarihi kayıtlara geçmeyi istemek kadar ve salt diğer insanları etkilemek amacı ile bile olsa, bahse konu süreç insanı baştan çıkarıcıdır. Gürsu’nun deyimiyle, geride eser veya iz bırakabilme düşüncesinin en masum cazibesi...